• moodyblues

    11.
    ben bu yazarın koçaklamalarını severdim.
    game of thrones hakkında çok efsane koçaklamaları vardı bu yazarın. gideli de bayağı oldu.
    ama hala buralardaysa kendisini takip etmek istiyorum.
    çok gülmüştüm lan.
    buradaysa ve bunu görürse bana bildirsin lütfen.
    1 ... kavanozdaki ates bocegi
  • call of duty wwii

    42.
    cod serisinin gerçeklik taşımak gibi bir kaygısı yok ki zaten.
    adamlar abartılmış aksiyon senaryoları sıçıyorlar.
    milyondolarlarca para harcayıp deli gibi reklamlar yapınca da ortaya şişirilmiş bir balon çıkıyor haliyle.

    ama her şeye rağmen oynaması keyifli kim ne derse desin. teknik başarısı da büyük ve her zaman çağın bir adım ötesinde olmuş bir yapım.
    2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlük kızlarının fotoğrafları

    6553.
    la anladık amk tamam yeter daha.
    3 ... kavanozdaki ates bocegi
  • korku mu seks mi

    5.
    ulan ne aptal aptal sorular bunlar.
    korku mu seks mi
    yatın zıbarın lan aydınoğlueşşeoğlueşşekler sizi!

    bir ankettir.
    5 ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlük yazarlarının itirafları

    174067.
    kitap analizi okumak için internet sitelerine giriyorum. kitapta gözden kaçırdığım detayları yakalayabileceğim, muallakta kalmış manaları kafama dank ettirecek, ufkumu açarak içimi rahatlatacak adam akıllı yazılar bulma ümidiyle giriyorum sitelere. peki ne buluyorum? kitabın arka kapağındaki yazıyı kopyala yapıştır yapıp yayım tarihini ve yazarın adını yazıp, kitabın adını kullanarak reyting kasan site saçmaları! bir tane değil, iki tane değil, 20 farklı sitede hep aynı halt! hayır bir de başlıklar “x kitabı ile y nin üzerine” ya da “x kitabı ve düşünce deneyi” gibi analiz okuyucularını siteye çekecek başlıklar. giriyorum, bir paragraf, kitaptan birkaç alıntı ve yazarının adı… çok sinirlendim lan. 20 siteden 3 tane adam gibi yazı yayımlayan çıkmaz mı ya… oğlum mal mısınız? edebiyatın magazini mi olur!
    6 ... kavanozdaki ates bocegi
  • en güzel kitap isimleri

    136.
    en güzelini bilemem ama köpek düşleri çok hoşuma giden bir kitap adıdır.
    ... kavanozdaki ates bocegi
  • selamün aleyküm diyene merhaba diyen insan

    381.
    çok basit. müslüman değildir.
    müslüman olmadığı için de selamı almasına gerek yoktur.
    dolayısıyla yadırgayacak bir durum da yoktur.

    ama müslümansa sıkıntı büyük.
    4 -5 ... kavanozdaki ates bocegi
  • kurbağa bacağı nasıl pişirilir

    2.
    olum insan mısınız lan... mide bakımından demiyorum merhamet bakımından..
    iki lokma bacak için bir kurbağanın canına nasıl kıyıyorsunuz amk.
    10-15 kurbağa bir tabak yemek için yazık günah değil mi lan. çerez mi lan bu.
    2 -2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • kaybedenler kulübü

    1444.
    filmi izledim.

    Evet sevgili dostlar. Aradan 7 yıl geçmiş ama hakkında iki çift kelam etmeden geçemeyeceğim ne yazık ki. Evet ne yazık ki, çünkü emek verilerek yapılmış bir şeyleri yermekten hiç haz etmem. Üstelik parasını ödemeden elde ettiysem. Ama yasal yoldan izledim, Ekip Film kendi kanalından paylaşmış Youtube’da. Neyse. Emek verip Türk sinemasının kalite standartlarına göre “iyi” denebilecek bir teknik başarı koymuşlar ortaya ama hiç kusura bakmayın kardeşim, sizin o emeğinizi sikeyim!

    “ilk sahnede filmin nasıl olduğuna dair gayet net bir diyalog koyduk zaten, filmi terk edebilirdin” diyeceksiniz şimdi. Ne münasebet? Asıl o sahneden sonra daha bir merakla izledim filmi. “hele bi dur bakalım ne halt etmiş bu uşaklar” dedim.

    Radyoda telefon açan her kadına “sizinle yatmış mıydık” diyen iki sümsüğün hikâyesini anlatmışsınız. Canlı yayında kadınlara seks teklif eden, “yalnızım lan ben” diyen, sonra “yalnızım ağbiiğğ…” diyen, sonra “ama harbiden yağllnızığmm..” deyip viski içip geğiren, seks hikayeleri anlatan, evvelsi gece yattığı kadına on kişinin içinde pişkin pişkin “ya senin adın neydi?” gibi bir soru sorabilen iki adet yavşak ana karakter var elimizde. Gayet cool ve derin adamlar ama… Böyle atarlı ve giderliler, “hayat boktandır, aşk dediğin budur, yalnızlık dediğin şudur” edebiyatı yapıp ergen kitlesi tarafından aydın kimse olarak nitelendirilirler. Eğer birisi bunların yüzüne karşı “hayvansın” derse bunlar sadece bakıp sırıtırlar. Anlamıyoruzdur çünkü biz onları, bu hayatta hayvanlar gibi yaşamak aslında büyük marifettir, onların bilip de bizim bilmediğimiz bir takım şeyler vardır bu hayatta.

    “herkesin aklından geçirip dışarı yansıtamadığı şeyleri” söylüyorlarmış, “ne varmış” ki bunda? Oldu o zaman, herkes yollarda birbirine aklından ne geçiyorsa söylesin, ana avrat küfür etsin, gitsin senin eşine bacına seks teklif etsin, aklındaki hayalindeki fantezileri anlatsın! Dünya daha eğlenceli mi olurdu o zaman?!

    En sinir olduğum şey ise o sefil manipüle etme çabasıydı. Radyoda telefon eden bir kadına “sizinle yatmış mıydık?” deyince kadın “ne gereksiz bir soru bu böyle” diyor. Adam da diyor ki “peki bana gereksiz olmayan bir soru söyleyebilir misiniz sayın dinleyen?” Kadın “öyle bir soru yok ki” diyor haliyle, adam da gayet cool bir şekilde, “cevabı olmayan herhangi bir şeyin sorusu da olmaz zaten sayın dinleyen. sorular sadece cevabı duyma isteği ile var olurlar.” gibi okkalı bir cevap yapıştırıp çıkıyor işin içinden!

    Peki manipüle neresinde bunun? Söyleyeyim: O kadının orada temsil ettiği kişi benim. Güya senarist öyle bir sahne koyarak benim o “çekilmez varlığıma” cevap vermek istemiş ve o kadına “ne kadar gereksiz bir soru bu” dedirtmiş. Ama yanlış soruyu sordurmuşsun koçum, çünkü orada benim tartışacağım konu “sizinle yatmış mıydık” sorusunun “gereksizliği” değil, o sorunun boktanlığı, haysiyetsizliği, utanmazlığı, arlanmazlığı! Şimdi sen zaten her sorunun gereksiz olduğunu söyleyip bana okkalı bir cevap verdiğini sanmışsın ama olmamış!

    Bir de diyaloğun sonuna “ölümün olduğu bir yerde daha ciddi ne olabilir” klişesini yapıştırıp ultra cool olmuşsunuz ya… Yani diyecek sözüm bitti, sizin artizliğiniz bitmedi amk…

    Her şeyi geçtim. Asıl anlayamadığım nokta; bu kaybedenler kulübündeki uşaklar neyi kaybediyor? Kafalarına göre geyik yapabildikleri bir radyo programı sunuyorlar, barlarda on numara bira-viski içiyorlar, her gece başka kadınlarla birlikte oluyorlar, her gün kafalarının etini yiyen bir patronları da yok, kafalarına göre özgürce yaşıyorlar işte, şimdi bu iki şımarık burjuvazi adam neyi kaybetmiş Allah aşkına? Bunlar kaybedense dolmuşçuya verdiği paraya bile acımak zorunda olan ben neyim amk? Hadi beni geçtim, bu zamanda asgari ücretle ailesini geçindirmeye çalışan insanlar ne? Hadi onları da geçtim, can güvenliği bile sağlanmayan işlerde; maden ocaklarında çalışıp hayatını kaybeden adamların aileleri ne? Peki çocuk işçiler ne? Peki iç savaş veren ülkelerdeki çocuklar ne? Buna fakir edebiyatı demeyin sakın! Bi gidin Allah aşkına!

    Kadın olduğu halde bu filmi beğenen ablalarımı da ayrı tebrik ediyorum. Bu kadar aşağılandığınız halde; yani açık açık seks objesi olarak lanse edildiğiniz, “derin” ve “cool” erkeklerin yanında sadece onları arzulayan bir oyuncak gibi gösterildiğiniz ve aşık olabilecek karakterli biri olsanız bile asla öyle “derin” bir erkeğe sahip olamayacağınızın yüzünüze vurulduğu bu saçmalıklar silsilesini hala beğenebiliyorsanız, size diyecek sözüm yok. Harbiden yok.

    Belli bir yaşın üzerinde olanların bu filmi beğeneceğini de sanmıyorum zaten. Siz bu filmle ergenlik çağında olup bir şeylere özentilik kasan çocukların nezdinde efsane olursunuz ancak. Bu filmi izleyen çocuklar buradaki adamlara özenip orada burada “ne yapalım işte pompaya devam” derler, 18 yaşını doldurmadığı halde içki alabilmek için tekel bayisindeki adamlara dil dökerler anca. Sonra tumblr da orada burada klişe laflar paylaşıp ortamın içine ederler.

    Özetle. Açık sözlüsünüz ve bunu çok seviyorsunuz, yüceltiyorsunuz anladığım kadarıyla sayın yapımcı. Ben de gayet açık bir şekilde şunu söyleyeyim o zaman, yapımda emeği geçen herkesinyapacağı işi sikeyim.

    Kusura bakmayın.
    Teşekkürler.
    2 -4 ... kavanozdaki ates bocegi
  • gasaffelstein

    2.
    yok gazafel amk.
    doğrusu için (bkz: gesaffelstein)
    ... kavanozdaki ates bocegi
  • hassiktir lan o kadar para eder mi denilen şeyler

    954.
    mazot. benzin.
    anasını sattığımın şeyi litresi 5,60-5,70 liradan satılıyor.
    1 litre mazotla kaç km gidiliyor peki?
    şehir içi-şehir dışı karışık kullanımlarda 100 km de ortalama 8 litre mazot yakan bir araçla 12-13 km gidiyorsun. bu mesafenin sadece mazot masrafı 6 liraya yakın.
    benzin için durum daha da vahim.
    arabanın vergisi, bakımı, trafik sigortasını geçtim, yolda gidebilmesi için bile milletin götünden kan alıyorlar resmen.

    ama telaşlanmanıza gerek yok çünkü bu zamanda zaten araba sahibi olamayacaksınız.*
    3 ... kavanozdaki ates bocegi
  • yolda pittbull görünce uzağından geçen tip

    7.
    akıllı adamdır.
    korkmam ayağına dibinden geçip götü kaptırsa daha mı iyi.
    3 ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlük yazarlarının gördüğü en ilginç rüya

    47.
    anlatsam roman olur lan. hollywood'a göndersem 200 milyondolarlık yatırım yaparlar filmi için.

    Japonya'da zemin kattaki bir evde misafirim. Japon kızlar bana bir şeyler ikram ediyor, saygılı ve güler yüzlüler. ama rüyayı öyle bir görüyorum ki bildiğin film izler gibi izliyorum. neyse, sonra siren sesleri gibi korkunç bir ses duyuluyor, uyurken adrenalin hormonunu gerçekten hissettim, herkes dışarı bakıyor, korkuyorlar, bağırıyorlar falan, ben de bakıyorum, koskocaman şehirdeki insanların üstüne kara bulutlar çökmüş, şehir tam bir kaos ortamı, insanlar bağırıyor, kaçışıyor, vuruluyor, düşüyor, ölüyor… bakıyorum, kocaman bir zeplin şehrin üzerinden uçuyor. içinde askerler insanlara ateş ediyorlar, ben “camdan atlıyorum” diyorum, kızlar bana bağırıp bir şeyler söylüyor, sonra atlayıp koşmaya başlıyorum, ama yüreğim ağzımda, şehirdeki telaşı çok güzel çekmiş yönetmen.* neyse, karşıya ulaşmaya çalışıyorum ben, bu sırada arkamdan ateş ediyorlar tabii. sirenler çalmaya devam ediyor ve sırtımdan birkaç kez vuruluyorum, ama o acıyı gerçek gibi hissettim lan.. resmen sırtım kasıldı, uyuştu, ısındı falan.. sonra insanlar bana bağırıyorlar, ben hala sürünerek ulaşmaya çalışıyorum, derken ayağa kalkıp son bir çabayla koşup sahile ulaşıyorum.

    kıyıda bir gemi var beni bekliyor. gemiye girmek için aşağı doğru bir merdiven var, merdivenin bitiminde bir kapı. bir kadın var, yanımda durup bana bakarak bir şeyler söylüyor, ben yürürken zorlanıyorum ama koluma girip yürümeme yardım etmek yerine o sadece yanımda durup bana bundan sonraki hayatımla ilgili bazı koşullar sunuyor, beni gemide tedavi etmek, iyileştirmek için gereken koşullar. 7 ile ilgili bir şey hatırlıyorum ama ne olduğunu kestiremiyorum şu an. adımı söylüyor kadın, güç bela merdivenden inip kapıyı açıyorum, o beyaz ışık… derken kapı kapanıyor. geminin içindeyim. panoramik cam pencerelerden sahil manzarası görülüyor, güneşli bir ikindi vakti. ben iyi hissediyorum, ayağa kalkıp etrafa bakıyorum. yoğun bir çalışmanın olduğu bir salondayım. bir sürü bilgisayar, bilgisayarların başında kulaklıklı mikrofonlu kadınlar, adamlar, sanki atom bombası komuta edecek bir çağrı merkezi gibi. bana bakıyorlar, “biz de senin gelmeni bekliyorduk..” diyorlar, ben şaşkınlıktan donup kalıyorum, oradakilere sorular sormak istiyorum, “bu karmaşanın sebebi sizler misiniz” gibisinden bir şeyler. ama soramıyorum.

    rüyanın devamında ne oluyor acaba. hala merak ediyorum. yatıp uyusam devamını görür müyüm ki?
    4 ... kavanozdaki ates bocegi
  • hakan günday

    443.
    şerefsiz bir yayın evi ile çalıştığı için kendisine kızgın olduğum yazar.
    ... kavanozdaki ates bocegi
  • ronaldinho yu özlemek

    11.
    dondurması vardı lan biz küçükken. çubuğundan imzası çıkıyordu amk... çocukluğumuzun yıldızıydı.
    adını görünce bir tuhaf hissettim şimdi.
    2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • köpek kovalaması

    23.
    şimdi başıma böyle bir şey gelse o an korkarım.
    ama durup durup "sınavlar da bitti çok çükür. büte de kalmadık. bu arada köpek kovalamasından çok korkuyorum lan." demem yani. yani aklıma gelmez gecenin bir vakti.
    ... kavanozdaki ates bocegi
  • uykuda ağlamak

    12.
    son bir haftada iki kez başıma gelmiş olay.
    uyurken resmen hönküre hönküre ağladığımı hissettim. kardeşime sarılıyordum. Allah'ın cezası kardeşime.
    1 ... kavanozdaki ates bocegi
  • 400 bin tl ile kurulabilecek iş

    33.
    gönül ister ki piyasada zaten yüz binlercesi olan kafe, butik,bakkal, market ya da binlerce çeşit esnaf, ya da daire alıp satma, arsa alma ya da herhangi bir yeniliği, ekonomiye küçük de olsa bir katkısı olmayan küçük işletmelere yatırmak yerine şöyle güzel ve dinamik projelere, yenilikçi işlere gömsek parayı.
    ama ülkemizde bırak 400 bin tl yi, milyonların olsa bile birilerine rüşvet vermeden büyük işler başaramıyorsun ve ekonomi öyle dalgalanıyor ki bir şey başarabilsen bile elindekinden olabiliyorsun.

    o yüzden kafe ya da bakkal aç, işini garantiye al sen. bizim ülkeye yenilikçi ve faydalı atılımlar müstahak değil çünkü.

    ed:
    zengin daha da zenginleşir, fakir sömürülmeye mahkumdur bu devirde. bak yine geldiler şimdi bana.
    içim yanıyor sözlük.
    2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlüğe üye olma hikayeniz

    94.
    ben aylar önce yazmıştım bu başlığa.
    (bkz: sözlüğe üye olma hikayeniz/#36693852)
    ey gidi günler. zaman ne çabuk geçmiş.
    ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlük erkeklerinin fotoğrafları

    6101.
    sadece içinden gelmiş ve atmıştır. asıl irdelenmesi gereken, bu denli alçaltıcı ithamlarda bulunan kimselerin psikolojisinin altında yatan gizemlerdir.

    adettir, eksiye bas. adabı ile alay da et, eğlen, tadını çıkar.
    ama sırf fotosunu attı diye kimse kimseyi bu kadar aşağılayamaz.

    hem saçma diye tanımladığınız bir şeyi yapan bir insanı aşağılamanız ve bunun neticesinde aldığınız birkaç artı sizin yüce biri olduğunuzu kanıtlamaz.
    aşağılamakla yücelemezsiniz.

    hadi hayırlı geceler.

    edit: bir alttaki arkadaş muazzam bir örnek göstermiş mesela.
    öyle adam gibi alay edin canımı yiyin!

    hadi hayırlı geceler tekrar.
    12 -2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • yeni şeyler getiriyorum