• sözlük yazarlarının itirafları

    174176.
    arabanın lastiğini yardım ve babama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.
    ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlükte en beğendiğiniz hanım yazar

    7.
    beğenenin Allah cezasını versin.
    1 ... kavanozdaki ates bocegi
  • bir erkeği çekici kılan özellikler

    126.
    yakışıklı olması.
    bırakın.
    2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • enes batur hayal mi gerçek mi

    85.
    olum yapmayın lan.
    zaten her yerden kaçmaya çalışıyorum bir de burada gözümüze sokmayın şu lavuğu.
    her yerde enes batur her herde enes batur. ne enes baturmuş arkadaş ya.

    bir saçmalıktır.
    8 -1 ... kavanozdaki ates bocegi
  • öğretmenime hatunum olur musun dedim

    4.
    inanmak istiyoruz. inanmak zorundayız! kendinizi derhal ifşa edin yoksa inanmayız!
    bir hikayedir.
    2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • mutluluk

    2778.
    mutluluk
    o dünyayı o pencereden öyle görebilecek tek varlık o çocuk.
    bu dünyada yok başka mutluluk.
    ya da en azından ben görmedim.
    2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • en kötü ağrılardan birisi

    13.
    kulak ağrısı.
    Allah'ım sen koru her türlüsünden...
    7 ... kavanozdaki ates bocegi
  • atatürk büstünü şemsiyeyle koruyan çocuklar

    3.
    çocuktur, yapar. çocuklara şey etmemek lazım.

    ama abi anlamıyorum,
    artık nasıl bir eğitim veriliyorsa bu çocuklara, heykele sarılmak, öpmek, ya da yağmurda şemsiye tutmak nedir ya?
    bu durumları taktir edebilen öğretmenler var mı sahiden?
    alenen putlaştırmaktan başka bir şey değil bu!
    en hafif tabiri ile; atatürk bu halleri görse yüzünüze tükürür, bunu hiç mi düşünmüyorsunuz!

    ulan öğretin, Atatürk'ün liderlik özelliklerini ve o engin bilgisini anlatın, çanakkale'de ve kurtuluş savaşında ve sonrasında ülke için yaptığı iyilikleri anlatın, ama kötülükleri de anlatın, objektif bir şekilde, bütün yönleriyle. ama tanrılaştırmayın!
    mal mısınız?
    olumlu özelliklerini örnek gösterin, olumsuz olanları ibret gösterin.

    sonra bırakın, çocuk sevip sevmeyeceğine kendi karar versin.

    çocukluktan itibaren beynimiz öyle yıkandı ki biz de çocukken tanrı sandık doğal olarak.
    ama el insaf.
    bu kafayla aşağılayıp hor gördüğünüz o "yobaz" insanlardan ne farkınız var?

    ed:
    görenleri duygulandırmışmış!
    aferinmiş onlara!
    bir de taktir ediyorsunuz?

    dünyanızı sikeyim sizin ben.
    sizde sinek boku kadar akıl varsa ben insan değilim lan.
    Allah ıslah etsin hepinizi başka bir şey demiyorum.
    5 -4 ... kavanozdaki ates bocegi
  • edepsiz tatlılar

    14.
    vezirin orta parmağı.
    dilberin büzülmüş selfi pozu veren dudağı.
    hanımın Pirsingli göbeği.
    bu tatlıların adını kim koymuş lan böyle.

    bazı tatlılardır.
    3 ... kavanozdaki ates bocegi
  • türkçe şarkılarda geçen mükemmel sözler

    9813.
    "seni çöpe atacağım poşete yazık"
    daha ötesi olamaz.
    6 ... kavanozdaki ates bocegi
  • aydınoğlu serisine hala yazarlık vermek

    4.
    daha aydınoğlu 2023 ü görmedik.
    büyük hedef gerçekleşmeden seri sonlanmamalı.
    ama lavuğu adam etmek için pataklayabilirsiniz. evet.
    8 ... kavanozdaki ates bocegi
  • asterlililyum

    141.
    inşallah okuyarak oyluyordur.
    öhömm. hayırlı geceler dilediğim yazar.
    4 -2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • audi

    230.
    tasarımından başka bir albenisi bulunmayan şey.
    sırf wosvagen grubuna mensup olması tercih sebebi olmaması için yeterli bir nedendir benim için.
    2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • iz bırakan kitap cümleleri

    8109.
    bir cephede ağır kayıplar versen de, kalan ordularını bir sonraki cepheye koşacaksın. durum ne kadar umutsuz olursa olsun, savaş tamamen kaybedilene kadar mücadeleye devam edeceksin. ölene dek, sahip olduğun hayatı kumanda etmekle yükümlüsün.
    2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlük yazarlarının sesleri

    1336.
    duymak istemediğimiz bazı seslerdir.
    tamam açmam amk yatıyorum zaten.
    1 -2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • kitap alıntıları

    2991.
    “Neden ölü bir insan olduğunu düşünüyorsun?”
    “Çünkü artık kaybedecek bir şeyim kalmadı.”
    Basit bir cevaptı. Bir müddet onun gözlerine bakmaya devam ettim. Beklediğim cevabı alamamıştım. Devam etti.
    “Bu benim kaderim. Ben bu dünyaya sadece kaybetmek için gelmişim. Köyde doğdum. Ailemi, çocuk olmayı sevdim. Sonra kaçınılmaz bir şey oldu; büyüdüm, çocukluğumu kaybettim. Sonra genç oldum, aşık oldum, sonra aşkımla beraber gençliğimi kaybettim. Sonra daha da büyüdüm. Adam oldum. iyi bir insan olmak için niyetlendim. Bu dünyadaki en kutsal görevin herkesin iyiliği için çalışmak olduğuna inandım. Sonra savaşa gittim, insanlığımı kaybettim. Bu madalyayı nasıl kazandığımı biliyor musun? Ah, bilmek istemezsin. Ben unutmak istiyorum. Sana savaşlarla alakalı bir şey söyleyeyim, evlat. Savaşlarda hiçbir şey, hiçbir zaman istenilen şekilde olmaz. Bu bir savaşın en sağlam, en değişmez kuraldır. Ölmemek için öldürürsün, bunu isteyerek yaparsın; ama ironiktir ki bunu başardığın zaman kendini iyi hissetmezsin. Bir an için öyle sansan bile etrafa saçılmış cesetlerin arasında nefes alarak yürürken, dünyanın tüm yükü omuzlarındadır. Yan yana savaştığın arkadaşının cansız bedenini taşırken hayatta olduğun için kendini suçlarsın. Ve elbette… Şu kural. Savaşlarda, şartlar asla istediğin gibi olmaz. Dönmek için her gün dualar eden, sevdiklerine mektuplar yazarak döneceğine söz veren nice insan tanıdım, sonra onların ölü bedenlerinin yanına gidip künyelerini aldım. Sonra cephede geçirdiğim her gün ölmeyi diledim. Ama dönen ben oldum.”
    Öyle hissederek konuşuyordu ki, bu adamın bunları söylemek için seksen dokuz yıl beklediğini düşündüm. Bir caddede, bir kaldırımın kenarına oturmuş, bir yabancıya hayatının bilançosunu anlatıyordu. O anki halimle bu duyduklarımı sindirebilecek durumda sayılmazdım. Sadece derin bir iç çekip gök yüzüne baktım. Kendimi bir şeyler söylemekle yükümlü hissediyordum. Ama ne söyleyebilirdim ki.
    Sonra devam etti.
    Sanırım bu yaşlı adamın dünyayla alakalı söyleyecek çok şeyi vardı.
    “Sonra fark ettim. Bu hayatın normal gidişatının da savaşlardan bir farkı yok, bu dünyada insanlar her zaman birbiriyle savaş halinde. Gizliden ve ya açıktan, sözlerle ve ya yumruklarla, parayla ya da silahla, bilgiyle ya da bürokrasiyle; her yönden, her alanda birbirlerinin kuyusunu kazmakla meşguller. Dünyayı ferah bir yaşam alanı yapmak yerine hayatı bir savaş meydanına çevirdiler. Güçlü olanın hayatta kalabildiği bir düzen. Ve bu düzenin ihtimalleri arasında ‘mutluluk’ diye bir kavram yok. Sadece hayatta kalırsın, ya da ölürsün. Ya kaybedersin, ya kazanırsın. Ve bazıları, sahip olduğu her şeyi kaybetmeye doğduğu andan itibaren başlar. Ama ölmediği müddetçe, her zaman ayağa kalkıp devam etmeye mecburdur. Ve sen;”
    Gözlerini bana dikti. Çok ciddi bir ifadeyle bakıyordu.
    “Bir cephede ağır kayıplar versen de, kalan ordularını bir sonraki cepheye koşacaksın. Durum ne kadar umutsuz olursa olsun, savaş tamamen kaybedilene kadar mücadeleye devam edeceksin. Ölene dek, sahip olduğun hayatı kumanda etmekle yükümlüsün.”
    6 ... kavanozdaki ates bocegi
  • kinyas ve kayra

    442.
    boktan bir yayınevine para kazandırmamak için satın almadığım ama koskoca kütüphaneden de edinemediğim kitap.
    1 kişiden ne olur demiyorum amk almıyorum işte var mı!
    resmen okumak isteyip de okuyamıyorum doğan kitap evi gibi yavşak bir kurum yüzünden.
    hakan günday'ı da kınıyorum o yayınevi ile çalıştığı için.
    2 -1 ... kavanozdaki ates bocegi
  • selahattin demirtaş

    3554.
    aklıma geldikçe hala gülüyorum lan.
    tutuklanacağı söylenince "gelin alın hadi evimdeyim" diye artistlik yaptıydı.
    gidip aldılar. şu an ceza evinde.
    selahattin demirtaş
    6 -2 ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlük kızlarının fotoğrafları

    6569.
    sözlük kızlarının fotoğrafları
    2 -1 ... kavanozdaki ates bocegi
  • sözlük erkeklerinin fotoğrafları

    6160.
    sözlük erkeklerinin fotoğrafları
    5 -3 ... kavanozdaki ates bocegi
  • yeni şeyler getiriyorum