• aynaya bakıldığında çıldırma hissi

    .
    aynaya, saç baş düzeltmek için değilde amaçsız şekilde sadece gözlerinin içine uzun uzun baktığında, içinde oluşan ben kimim, nerdeyim, noluyoruz karşımdaki adam kim sorularının beyinde yarattığı duygudur. tövbe tövbe deyip aynadan uzaklaşmanla sonuçlanır.
    7 ... sleepless man
  • üstteki yazara bir iltifat et

    .
    Nickiniz çok yaratıcı. Geceleyin bir ateş böceğinin büyüsü ile büyülenme hayalini hayal etmeme sebep oldu.
    2 ... ssato
  • 2104

    .
    ulan manyakmısınız 1990'dan başladım 2103'e kadar başlık açılmış diye sinirlendiğim yer.
    edit: bu başlığıda torunlarıma bırakırım artık.
    2 ... 1809 1881 1923 1934 1937 1941
  • üstteki nickin cağrıstırdıkları

    .
    Kavanozdaki Ateş böceği : kendini bir kavanoza hapsedilmiş ateşböceği kadar bunalmış hissediyor hissi verdi bana.
    1 ... helenistikcocuk
  • 2046

    .
    birisinden bu yıl, bir fincan kahve içersek, o kahvenin miadının dolacağı yıldır. *
    9 -2 ... trablus
  • 2044

    .
    şişirilmiş yıllar teknoloji, uzay gibi çağrışımlar yapsa da kimileri için pek de kazın ayağı öyle değildir. çünkü o yıl emekli olacağım yılın ta kendisi. an itibarı ile takvim yılımız 2008, eder 36 yıl, yarı ömür...

    (bkz: dante gibi ortasındayız ömrün)
    (bkz: mezara yorgun girmek)
    1 ... dun gidecegim yarin geldim
  • tank

    .
    Almanlar dünyanın en iyi tanklarını üretmeye başladıkları sırada halı hazırda naziler yenilgiye yüz tutmaya başlamışlardı.
    Özellikle Fransa’nın işgali sırasında rakiplerine nazaran daha ince zırha sahip, topları hafif kalibreli panzerler kullanımdaydı. Hatta, Fransız birlikleri daha kaliteli tanklar ile donatılmış vaziyette görevlerine devam ediyorlardı.

    Lakin, Fransızlar tankları savaşın bir enstrümanı olarak değil, piyade destek aleti olarak gördüklerinden ve siper savaşlarına bel bağladıklarından gerekli taktik yeterliliğine sahip değillerdi. 1918 yılından kalma piyade taktikleri ile hat oluşturuyorlardı. Almanlar ise panzer kolorduları oluşturmuş, bu mobil topu efektif kullanmaya başlamışlardı. Savaşın seyrini değiştiren, güçlü Fransız ordusunu mahveden de Buydu. Yoksa savaş harici Fransa-Almanya kıyasında Fransızlar her koşulda Almanlardan üstün vaziyetteydi.
    Fakat heinz guderian gibi dahiler araçlarına atlayıp Paris’e kadar gitmeye cesaret etmişler, tanklarına telsiz takarak Fransızların çakılı maginot hattı’nın etrafından rahatça dolaşabilmişlerdir. Hatta Alman Genelkurmayı bile bu sonuç karşısında şok olmuş, beklenmedik hızda gelen galibiyet onları da pek şaşırtmıştır.

    Yalnız tekrar belirtmekte fayda var, Fransa işgalinde Almanlar çöp tanklara sahiptiler.
    Ayrıca ikinci dünya savaşı sırasında üretilmiş en iyi tank tartışmasız Rus yapımı t 34‘Tür. Çünkü ondan istenen her şeye yeterli karşılık vermiş, uygun fiyatı ve kolay kullanımı ile adeta çekirdek gibi üretilmiştir.

    Bir söz bunu belirtir;
    Bir Panther tankı, beş Sherman ile baş edebilir. Fakat orada her daim altıncı bir Sherman vardır.

    Edit: Alman tankları 1v1 karşılaşmada üstündürler. Lakin koca savaş arazisinde bir panzerfaust, hatta havalandırmaya isabet eden basit bir molotof kokteyli bile sizi imha edebilir. Bu sebeple nitelik değil, bu tarz durumlarda nicelik aranır.
    Bu bağlamda da Sovyetler naziler gibi Çelik israfı tanklara yöneleceğine, eğimli zırha sahip, böylelikle daha tasarruflu ve hafifliğin getirisi olan hız ile bütünleşmiş tankları geliştirmişlerdir.
    Elinizde messi ve Ronaldo olabilir. Lakin iki kişi ile 11 kişilik ortalama bir takıma karşı şans kırıntıları dahi yoktur.

    Alman tanklarının kullanımı için tam eğitimli ve tecrübeli 5 kişilik mürettebat bile yetersiz kalırken, bir t 34 tankını yoldan geçen, modele göre 4-5 kişilik köylü grubu bile kullanabilir. Çünkü bakımı yoktur, arıza verdiği zaman da ucuz olduğundan orada bırakır gidersin. Nazilerin ise böyle bir lükse ayıracak tankları bulunmamaktadır. Müttefiklerin imha ettiğinden daha fazla sayıda panzer kendi mürettebatı tarafından yok edilmiştir. Süspansiyonu arıza verir, tamir edemezsin. Motoru yakar, tamir edemezsin. Vites kutusu dağılır, tamir edemezsin. Böylece o muhteşem tanklar da çöpe gider.
    Ekten, t 34 öylesine ucuzdur ki, gücünün yetmediği yerde gider bir tiger’a ram taarruzuna kalkar. Yandan penetre olur. Böylelikle kendi bedavadan ucuz tankı ile pahası dünyalara eş, o bicili tiger’ı yere sabitler.
    Sonra gelsin şamata.

    Bunlar düşünüldüğünde sürekli olarak 1v1 ortam oluşmadığı sürece(ki savaş sırasında ufak boyutlarda bunlar gerçekleşebilir lakin 6 senelik muharebede sinekten önemsiz detaylardır) t 34’ler her koşulda daha üstündür.

    Savaş başlangıcında da belirttiğim gibi Almanlar çöp kullanıyordu. Lakin basit bir telsiz eklentisi ile bu çöplerden harikalar yaratmasını bildiler.
    4 -1 ... odysseus
  • mütercim tercümanlık

    .
    bir diyalog vardır hep aklımda kalan:

    x: ee senin puanlarında iyi ama neden tercümanlık istiyorsun ? başka bölüm yazsan daha iyi olurdu.iş imkanı var mı onun ? iyi kazanıyorlar mı ?
    mutlu vatandas:ık mık kem küm.
    mutlu vatandas iç ses: anlatsamda ikna olmayacak zaten en iyisi hiç bulaşma.
    mutlu vatandas:ocakta yemek vardı benim hehehe ben gideyim.

    uzaklaşılır.

    işte böyledir.bana kalırsa bu meslek kültür hayatının vazgeçilmez bir öğesidir.
    6 ... mutlu vatandas
  • mütercim tercümanlık

    .
    kuram da kuram, vermeer de vermeer, çeviriymiş, neymiş, dillerin diliymiş, peh peh, kutsal kitap çevirisi diye incili, edebi çeviri diye hamlet'i, homeros'u, hukuk çevirisi diye noktası olmadan birbirine bağlanan iki paragraf osmanlıca metinleri, ceza, medeni, anayasa hukukunu, tıp çevirisi diye cardiovascular hastalıklardaki atherosclerosis'leri, otomotiv çevirisinde motorlarda trigel kayış değişimini öğrenirsiniz, milyon tane saçma bilgiyle beyniniz dolar, her alanda birşey bilirsiniz ama hiçbir alanda uzman olamazsınız, paraya para demezsiniz, ulaşamadığınız için mundar, bok, kaka dersiniz, ama yine de iyi ki okumuşum dersiniz keratayı...
    10 ... errare humanum
  • mütercim tercümanlık

    .
    çoğu üniversitede bu bölüme girebilmek için üniversite sınavında derece yapmanız gerekir; ama insanlar inatla küçümser. hatta puanınızı öğrendiklerinde "tıp seçsen olmaz mıydı kızım.." tepkisini alırsınız... tabii dönemin başında siz de "puanımızla rezil olduk.." cümlesini kullanabilirsiniz... *
    önce her şeyden nefret edersiniz. bu bolume girene kafam girsin tümcesi sınıfta sıkça telaffuz edilir.. ama sonra işin keyfine varabilirsiniz.
    sanılanın aksine çevirinin sadece dil bilerek yapılacak bir eylem olmadığını anlarsınız.. piyasadaki yüzlerce kötü çevrilmiş eseri okumak zorunda kalan okurlara acırsınız.. ufkunuz genişler, farklı yönlerden bakarsınız hayata...
    tabii, ödev yığını altında ezilince yine nefret geri gelir.
    24 -3 ... birdamlaumut
  • yanlış park eden arabanın sileceğini kırmak

    .
    http://www.hurriyet.com.t...ere-de-aldirmadi-40792688

    klasik bir ortadogu manzarasidir.

    arabasini ulu orta yere birakan bir okuz vardir... anlayissizdir, tahammulsuzdur, kendinden baska hic kimseyi onemsememektedir.

    o aracin park ettigi yer yuzunden park yerinden hizli cikamayip, bir kac manevra yapmak zorunda kalan bir baska okuz vardir... park yerinden cikabilmis olmasina ragmen ici sogumamistir, o aracin sileceklerini kirmistir... anlayissizdir, tahammulsuzdur, kendinden baska hic kimseyi onemsememektedir.
    3 ... wake up neo
  • hard times

    .
    victoria dönemi ingiliz edebiyatının en önemli romancısı charles dickensın, özellikle sanayi devrimi sonrasında oluşan toplumu ve insan biçimini en sert ve doğrudan eleştirdiği, diğer romanlarına oranla kısa sayılabilecek romanı. çoğu eleştirmene göre bir edebiyat eserinden çok bir politik eleştiridir. zira dickensın bu romanında hiçbir gizem yoktur, her şey doğrudan ve açık bir şekilde hatta biraz da abartıyla eleştirilmiştir. yazardan alışık olduğumuz sanat ve estetik bu romanda kendini sadeliğe bırakmıştır. ayrıca dickens bu romanında en büyük korkularından olan insanın ruhsuzlaşması ve insani duygularının yok olması gibi durumları sakin ve biraz da kafkavari bir gerçekçilikle ele almıştır.
    1 ... nicota
  • sözlük erkeklerinin vücutları

    .
    sözlük erkeklerinin vücutları
    Buda ben.
    8 ... zirzopbey
  • f 14 tomcat

    .
    günümüzde sadece iran'da 40 kadarı uçan, zamanında motor ve radar performansı ile büyük etki yapmış müzelik savaş uçağı. abd ve iran dışında uçuran başka bir ülke olmamıştır. çok maliyetli ve bakımı pahalı olması sebebiyle toplamda 712 adet üretilmiştir. ilk uçuşunu 1970'de, son uçuşunu ise (abd için) 2006 yılında yaparak gökyüzüne veda etmiştir. önleme ve hava üstünlük başta olmak üzere çok rollü ve oldukça gelişmiş bir uçak olmasına rağmen aşırı derecede yüksek maliyetleri sebebiyle ömrü abisi f-4 kadar uzun* olamamış, yerini f-18'e bırakmıştır. bir videoda ses hızını geçtikten hemen sonra infilak etmesi ile bütün dünyada haber olmuştu bir zamanlar.

    buldum videoyu:

    https://video.uludagsozluk.com/v/f-14-tomcat-71009/

    3 ... piskolata erkegi
  • eşcinsel oğlunu 14 el ateşle öldüren baba

    .
    Eşcinselliğe helak edilme cezası lut peygamber zamanındaydı. Hz. Muhammed zamanında ve Kuran'da ise bu insanlara dünyada herhangi bir ceza hükmü verilmemiştir. Dolayısıyla bu cinayetin islam'la bir alakası yoktur.
    2 -2 ... 80 the city
  • tüm dünya sadece kuran ile yönetilirse ne olur

    .
    1. ülkelerin idarecileri etraflarında bulunan yetkin kişilere danışır, onların fikrini alır ve son kararı öyle verirlerdi.

    'Onların iş ve yönetimleri aralarında şura iledir.'
    (Şura Suresi: 38)

     
    'Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba saba, katı yürekli olsaydın, senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için, iş ve yönetim konusunda da onlarla şuraya git.'
    (Ali imran Suresi: 159)

     
    bu durum Peygamberimiz’in bile uygulaması gereken bir kurumdur.

    ve bunun nasıl yapılacağı da açıklanmıştır:

    yumuşaklıkla, merhametle...
    kaba sabalıkla, katı yüreklilikle değil...

    yani: yönetimin ve toplumsal yaşamın her aşamasında “şura” esastır.

     
    2. ülkeler ve idareciler adaletli olur, adaletle yönetilirlerdi.
     

    'Ey inananlar! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetenler olun. Bir topluluğa kininiz, sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun. Bu korunup sakınanlar için daha uygundur.'
    (Maide Suresi: 8)

    'Allah sizi din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkartmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan menetmez. Allah adaleti ayakta tutanları sever.'
    (Mümtehine Suresi: 8)

     

    3. adam kayırmacılığı ve kadrolaşma olmaz, iş kadın erkek ayrımı yapılmadan ehil kişilere verilirdi.

    'Şu bir gerçek ki Allah size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.'
    (Nisa Suresi: 58)

    4. idareciler toplumun içinden olan kişilerden seçilirdi.

    'Ey inananlar! Allah’a itaat edin, Allah’ın elçisine ve sizden olan ulul-emre (yöneticilere) itaat edin.'
    (nisa Suresi: 59)

     
    5. dini konularda baskı ve şiddet kullanılarak dayatma olmazdı.

    'Dinde zorlama yoktur. Gerçek şu ki doğruluk ve sapıklık birbirinden ayrılmıştır.'
    (bakara Suresi: 256)
     

    6. mezheplerin ve bölünmüşlüğün getirdiği dağınıklık da olmayacaktı.

    'Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.'
    (en'am suresi: 159)

    'Ve hepinizin dini bir tek dindir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse Bana karşı gelmekten sakının.'
    (müminun suresi: 52)

    'ama peygamberleri izlediklerini iddia eden ümmetler fırkalara ayrılıp bölük bölük oldular. Her grup, kendilerine ait görüşten ötürü memnun ve mutludur.'
    (müminun suresi: 53)

    'Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. işte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. işte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.'
    (ali imran suresi: 103)

     
    buradan şu sonuç çıkmaktadır:

    Padişahlık, Krallık gibi tek adama dayalı sistemler 'kur'an'a göre' ülkelerin yönetimi için uygun değildir.

    cumhuriyet ve demokrasi bize sanki biraz daha yakındır.
     
    Kuran’a göre yönetim;

    örflere, heva-heveslere, arap ya da türk geleneklerine, kabileye, mezheplere, kişisel çıkarlara ya da tarikatlara göre oluşturulamaz.

    sömürü aracı yapılamaz.

    namaz kılmayan, kılmaya başlayana kadar dövülemez veya öldürülemez.

    oruç zorla tutturulamaz.

    zina eden recm ile öldürülemez.

    camilerden bir başka görüşün aleyhinde hutbe verilemez.

    kaynak kur'an ve peygamberimizin uygulamaları olunca, ki peygamberimiz kur'an'a aykırı hiç bir uygulama yapmamıştır, ülkeler gayet güzel idare edilirdi.
    12 -2 ... zalahani
  • naziler türkiye ye neden saldırmadı

    .
    Sene 1906. O zamanlar adolfla mahalleden arkadaşız. Bilye falan oynardık hep üterdim dürzüyü. Ama çoğu zaman mızıkçılık yapar bilyelerini geri vermemi ister, vermeyince ellerimi ıstırarak alırdı. Komşuyduk zaten. Arada onların eve giderdim annesi çok güzel tavuk sote yapardı. Kendide benim annemin yaptığı kekleri börekleri az yutmadı. iyi çocuktu ama ütülünce çirkefleşiyordu o kadar. Bir gün mahallede kavga çıktı. Aşağı mahalleden bazı picler gelip bizimkilerin topunu patlatmış. Hemen olay yerine gittik adolf ben ve diğer arladaşlarla toplam 6 kişi. Gittiğimiz yerde 11 olduk. Diğer mahallenin uşakları 9 kişiydi. Biraz tartıştıktan sonra kavgaya tutuştuk. Boğuşurken bir ara baktığımda adolf yine milleti ıstırıyordu. Kavgayı biz kazanıp diğerlerini mahallemizden siktir ettik kolayca çünkü adam fazlamız vardı. Sonra topunun intikamını aldığımız çocuk babasının bakkalında hepimize gazoz ısmarladı. O gün öylece kapandı. Ertesi gün adolfla dünkü kavganın kritiğini yaparken bana hırslarından bahsetti. Neden sürekli birilerini ısırdığını sorunca Ben bir kavgada ne olursa olsun kazanmak isterim. Kaybetmeye tahammül edemem. Bunun için ne gerekiyorsa yaparım. Dedi. Başbakan olursamda ilk işim mültecileri siktir etmek olacak dedi. Dün aşağı mahallenin piçlerini ettiğimiz gibi. Eğer dedim, günün birinde başbakan olursan ve mültecileri siktir edersen sen savaşta çıkarırsın amına koyum dedim. Belki dedi. Savaş çıkarırsan sakın ruslarla türklere bulaşma bokunu yeyim dedim. Adamın götünden kan alırlar. Şöyle bi uzaklara baktı gözlerini kısıp. Hele gün gelsin dedi.
    Gün geldiğinde sözümü dinlemeyip ruslara savaş açtı. Baktı ruslar yamultuyor bunu. Geçmişte söylediklerim aklına gelmiş. Keşke dinleseydim seni dedi ve türkiyeye savaş açmaktan vazgeçti. Korktu.
    1 -1 ... baba kreyzi